Ads 468x60px

Pages

15 Eylül 2011 Perşembe

So tell the girls I'm back in town!

Sonunda blog yazmaya devam edecek cesareti ve isteği kendimde buldum. Yazmadığım süre boyunca boş durmadım, dünyaya üç beş tane daha kendim gibi oje manyağı kazandırdım. Depresif geçen koskoca bir yazın ardından, en sevdiğim sonbaharın geleceğini hissettiğim şu günlerde kendime geldiğimi de hissediyorum. Bir kadının aşkı, sevgiyi bir erkeğe değil, ojeye göstermesi daha mantıklı artık gözümde :D

En son Ramazan'da süper muhteşem uzayan ve düzgün tırnaklarımı mercimek köftesi uğruna kesmiştim. Kendisi tırnak kesmeyi dahi beceremeyen insan ben, hele de aceleyle keserken biraz hırpalamışım kendilerini. Sonunda dün (bir hafta falan evden çıkmadıktan sonra) hem saçlarımı boyadım hem de manikür yaptırdım. Bu sefer manikürü yapan yeni kızın tırnağında kendi yaptığı desenleri görünce, "oh be sonunda nail art'tan anlayan biri!!" desem de, morali mi bozuktu ne, süremedi sanki güzel. Bir de üzerine ben sabredip 5 dakika daha beklemediğimden daha da bozulmalar yaşadım.

Neyse, o kadar olur. Blog'uma yine kırmızı bir renkle giriş yapıyorum. (Odamdaki koli içinde babamın bile hayran olduğu renkler, maviler, yeşiller, sarılar, turuncular ne işe yarıyorsa!?)

Golden Rose 60 efenim. Bir klasik sayılabilir. 2 kat sürülmüş, top coatsız hali. Düz sıradan oje kısaca :)





2 yorum:

Junkhead dedi ki...

Aaa sürdüğün oje kırmızı, ama son fotoda elindeki oje niye sarı ben çözemedim hehehh :)

Dilek dedi ki...

Ahahaha zaten kuaförde sürdürdüm ojeyi, bende yok. O yüzden alakasız bir renk üzerinde gözüksün dedim :D Daha da doğrusu, sarıyı yeni aldım salonda sadece o vardı :D Sarı örtü bulsam onunla çekecektim ama onu da bulamadım :D

Yorum Gönder